icsayfa

Ah Melih ah…

Ah Melih ah...

İnna Lillahi ve inna ileyhi raciun.

Biz Allah’tan geldik ve yine Allah’a dönüyoruz…

 

Elbette her nefis mutlaka bir gün ölümü tadacak.

Amentü demişiz, inanmışız, iman etmişiz.

Ölümden kaçış yok.

*

Melih Köken.

İki kelime ile anlat O’nu bize senin için ne anlam ifade ediyordu deseniz…

Arkadaşımdı, dostumdu’ derim.

Arkadaş lafı şimdilerde sıradan kullanılıyor.

Laf ola beri gele cinsinden değildi Melih ile arkadaşlığımız.

Tam bir arka daş idi.

Yani gerektiğinde her daim arkamda yer almaktan çekinmeyen.

 

Dost…

Dostluk iyi günde, kötü günde belli olan bir şey.

Yüze gülüp, en ufak bir sıkıntıda ortadan kaybolmak değil dostluk.

Dost dostu yok iken ona laf söyletmeyendir demişti bir büyüğüm.

İşte Melih’te aynen o türdendi.

Tuttuğunu tutar, iyi gün-kötü gün ayrımı yapmazdı.

 

Yetmeyeni yetirir, olmayanı oldurmak için gayret sarfederdi.

İyi insandı lafın özü.

Rabbim yazmış elbet ömrünün süresini.

Diyebileceğimiz, yapabileceğimiz bir şey yok.

Geride hoş sada bırakan ender insanlardan birisiydi.

*

Uzun yıllardan beri tanışıyorduk.

Çocukluktan…

Yirmi yıla yakındır da epey samimiydik.

Benden iki yaş küçüktü.

20 Kasım’da 57 yaşına girecekti.

Hanımefendi ve iyiliksever bir insan olan Prof. Dr. Tülay Köken ile evliydi.

Mutlu bir evliliği vardı.

  1. yıla az kalmıştı.

İki oğulları vardı.

Artun, Tıp Fakültesi’nde okuyordu.

Küçük oğlu Akın, Robert Kolejini kazanmıştı önceki ay.

Evlatlarının en iyi eğitimi alabilmeleri için müthiş çaba sarfediyorlardı eşi ile birlikte.

Ömrü hep çalışmakla, daha iyi hizmet vermek için çabalamakla geçti.

Tam rampaları çıkmış, düze varmıştı ki…

Evlatlarının mürüvvetlerini göremeden ayrıldı gitti aramızdan.

*

Pazar gecesi…

Telefonla geldi acı haber.

İnanamadım, inanmak istemedim.

Emniyet Müdürümüz Ali Temiz ile Uşak’tan bir meslektaşımdan bilgiyi teyit etmelerini rica ettim.

Bir kaç dakika sonra her ikisi birden acı haberi doğruladılar.

Çıktım hemen yola.

Kısacık yol bu kadar uzun gelmemişti hiç.

Kısa bir süre sonra hastane bahçesi dolmuştu.

Eşi, oğlu, yakınları, meslektaşları hepsi anlatılmaz bir acı içerisindeydi.

Genç olması, geride bıraktıkları…

Hepsi acıyı daha da artırıyordu.

*

On yılı aşkın bir süredir Eczacılar Odası’nın Başkanlığını yürütüyordu.

Seviliyordu meslektaşları arasında.

Sadece Afyon’da değil…

Tüm Türkiye’de camiası içerisinde apayrı bir yeri olduğunu gördük pazar akşamı ve dün cenaze töreninde.

Türkiye’nin dört bir yanından geldi meslektaşları.

Hepsi derin bir üzüntü içerisindelerdi.

Pazar akşamı kazadan bir saat kadar bile olmamıştı Banaz’a Devlet Hastanesi’ne ulaştığımda.

Tanımadığım bir kaç kişi daha vardı hastane bahçesinde.

Tanıştırdılar.

Banaz ve Uşak’tan eczacı meslektaşlarıydı.

Duyar duymaz gelmişler.

Gözleri yaşlıydı hepsinin.

Dokunduğu, tanıştığı, görüştüğü herkeste bir sevgi ve saygı bırakmıştı.

Hem Banaz’da pazar gecesi bir kaç saat içerisinde duyanların akın akın gelmesi, hem de dünkü cenaze törenindeki ‘samimi’ kalabalık bunun göstergesiydi.

*

Bazen diyoruz ya…

Ah keşke şöyle olsaydı, böyle olsaydı.

Hepsi boş.

Kader neyse o olacak.

Kesin…

 

Geçtiğimiz hafta başında ortak dostumuz, arkadaşımız İbrahim Kasabalı gelmişti ziyaretime.

Üç haftadır bir araya gelemedik, bu hafta sonu oturalım abi’ dedi.

Olur dedim.

O ortağı Muammer Türker’i aradı, ben ortağım Melih Köken’i.

Sesi dışa verip konuştuk Melih – İbrahim ve ben.

Hafta sonu İl dışında programı olduğunu söyledi ve bir sonraki hafta sonu için söz verdi.

Hiç olmadığı kadar ısrar ettik İbrahim ile birlikte.

Çok önceden yapmıştım ortağım programı, değiştirirsem çok ayıp olur ortağım’ dedi.

Yapacak bir şey yoktu.

Melih yaptığı programları kolay kolay değiştirmezdi.

Sözünde dururdu.

İlk kez bize verdiği sözü tutamadı.

Eceli engel oldu.

 

Mekanı Cennet olsun arkadaşım, dostum.

Nurlar içerisinde yat.

Bir hususa değinmek gerek…

Afyon’luların böylesi anlarda sergilediği birlik, beraberlik takdiri hak ediyor.

Kazayı öğrendikten sonra bir kaç kez aramıştı Milletvekilimiz Ali Özkaya.

En son aradığında anlattım durumu.

Kaza ile ilgili soruşturma nedeniyle otopsi yapılması gerekiyordu.

Banaz’da otopsi imkanı yoktu.

Uşak’ta yapılacaktı mecburen otopsi.

Gece yarısı olmuştu. Banaz’daki işlemler bile henüz bitmemişti.

Öğrendik ki cenaze Uşak’ta hastane morguna kaldırılacak, ertesi gün öğleden önce veya öğleden sonra yapılabilecek olan otopsi anına kadar Jandarma nezaret edecek ve otopsi sonrasında cenaze teslim edilebilecekti.

Bu durumu öğrendikten sonra, ‘Ben bir görüşeyim Uşak Milletvekilimiz ve Uşak Cumhuriyet Başsavcımız ile’ dedi Ali Özkaya.

Yarım saat kadar sonra aradı tekrar Ali Özkaya ve otopsinin Uşak’a cenaze intikal eder etmez yapılacağını söyledi.

Uşak’a jandarmalar nezaretinde ulaştığımızda Nöbetçi Cumhuriyet Savcısı, Adli Tıp doktoru ve diğer görevliler bekliyorlardı.

Sabaha karşı otopsi sona erdikten sonra bu kez Afyon’a nakil için araç gerekti.

Ne Uşak Belediyesi’nden, ne de özel firmalardan araç temin edilemeyince gecenin o saatinde Afyon Belediye Başkanımız Mehmet Zeybek, Yardımcıları Süleyman Karakuş ve Murat Öner gerekeni yaptılar.

Normal bir anda yüz araç bulunur, gecenin kaçı olursa olsun.

Ama üzüntü, keder böyle anlarda insana ne yapacağını şaşırtıyor.

Uşak Belediye Başkanı AK Parti’li, Afyon Belediye Başkanımız gibi.

Onlarında Alo 153 hatları var.

AK Parti’yi iktidar eden ve iktidarda tutanda mahalli idarelerdeki başarılarıdır.

Sosyal Belediyecilik anlayışı AK Parti Belediyelerinin olmazsa olmazıdır.

Ama bazısı özde, bazısı sözde olabiliyor.

Tebrik ve takdir ediyoruz Afyon Belediyesi’ni.

1 yorum yapılmış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gizlilik Politikası koşullarını kabul ediyorum.