Durmak yok, kongrelere devam…

Durmak yok, kongrelere devam

Cumhur İttifakının iki partisinin Afyon Teşkilatlarında kongre maratonu devam ediyor.

AK Parti İlçe Kongrelerini hafta sonu tamamladı.

Milliyetçi Hareket Partisinde ise İlçe Kongreleri devam ediyor.

AK Parti İl Kongresini muhtemelen Kasım ayında yapacak.

MHP ise 18 Ekim’de.

MHP’de son durum…

Milliyetçi Hareket Partisi’nde ise öncelikle bu hafta Merkez İlçe Başkanlık Kongresi tamamlanacak.

İl Başkanlığı’nın kongresi ise 18 Ekim’de yapılacak.

MHP’den bir heyet geçtiğimiz hafta içerisinde Milletvekili Mehmet Taytak’ı ziyaret etti.

Mevcut Merkez İlçe Başkanı Fahri Fevzi Kartal için Milletvekili Mehmet Taytak’ın görüşü de olumlu.

MHP Merkez İlçe, Kartal ile devam edecek.

Milletvekili Taytak kendisini ziyaret eden heyet üyelerine şunları söyledi;

Öncelikle tüm Başkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri bir söz verdikleri zaman sözlerinde duracaklar.

Yönetimde temsil kabiliyeti olan arkadaşlar olmalı.

Avukat, Mühendis olup olmaması kriterimiz değil. Partimize, davamıza yakışacak arkadaşların yönetimde olmasını arzu ediyorum.

Sezen’in istifasının perde arkası…

AK Parti’de dün İl Başkanı Hüseyin Sezen istifa etti.

Yerine tüzük gereği Hukuki ve Siyasi İşlerden sorumlu Başkan Yardımcısı, Şuhut’lu Hüseyin Ceylan Uluçay vekalet edecek.

AK Parti’de bilindiği görevden alma olmaz.

Değişmesi istenilen isimlerin istifa etmeleri istenir.

Kongrelerde de iki aday çıkmaz.

Önceden isimler belirlenir ve kongrelerde prosedür yerine getirilir.

Hüseyin Sezen Ankara’da Genel Merkezde bir göreve getirilecek.

Hem Cumhurbaşkanımızın, hem Genel Merkez Teşkilatının Hüseyin Sezen’e güvenleri tam.

Peki madem güvenleri tam, neden istifa etmesi istendi?

Olayın perde arkası Bolvadin’e dayanıyor.

Bolvadin’de bilindiği gibi seçim öncesi Fatih Kayacan ile Bolvadin İlçe Teşkilatı arasında bir gerginlik yaşanmıştı.

İl Başkanı Hüseyin Sezen’in elbette kendisine bağlı olan Bolvadin İlçe Teşkilatıyla aynı görüşte olması doğaldı.

Yaşanan olaylar biliniyor.

Sonrasında seçimler yapıldı ve Fatih Kayacan seçimi kazandı.

Aradan bir süre geçtikten sonra Kayacan, AK Parti’ye dönüş yaptı.

İşte bu saatten sonra bazı kişilerin Ankara’da kulis yaptıklarını duyduk.

Belki…

Bire bir Kayacan’ın kendi çalışması değildir ama, birileri seçim öncesinin rövanşını almak için gayret sarfetmekteydi.

15 gün kadar önce Milletvekillerimizin bu durumdan haberleri oldu.

Hepsi de memnundu İl Başkanı Hüseyin Sezen’den.

Kendilerine soruldu.

Hepsi de Sezen ile çalışmaktan yana olduklarını beyan ettiler.

Ama önceki hafta sonu Cumhurbaşkanımız, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan hem Hüseyin Sezen’i kaybetmemek, hem de Teşkilata taze bir kan verme noktasında karar bildirdi.

İşte o kararın ardından önceki günkü Dinar İlçe Teşkilatının Kongresine Ankara’dan Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir’de katıldı.

Erkan Kandemir aslında özel olarak Hüseyin Sezen için geldi.

O’na verdikleri değeri göstermek için geldi.

Orada Hüseyin Sezen’e Genel Başkanın kararını bildirdi.

Ve bir şey söyledi oradaki dar çerçevede bir kaç kişinin duyacağı şekilde;

‘Hüseyin Bey ile Ankara Genel Merkez’de birlikte çalışacağız. Daha yakın çalışacağız. O’nun bilgi birikiminden istifade edeceğiz.’

Dinar’daki kongreye bizzat katılması ve bu mesajı vermesi, Hüseyin Sezen’e konuyu bire bir anlatması önemlidir Erkan Kandemir’in.

Büyük bir olgunlukla karşıladı Hüseyin Sezen kendisine iletilen mesajı.

Dünde gereğini yaptı.

Recep Tayyip Erdoğan siyasi öngörüsü müthiş bir Lider.

İl il, ilçe ilçe tüm teşkilat yapısına hakim.

Herkesi tanıyor.

Tanımadıkları hakkında ise güvendiği isimlerden bilgiler alıyor.

Ve bir özelliği daha takdire şayan…

Hiç kimsenin lafıyla, sözüyle teşkilatından kimseyi harcamıyor.

Bazen görevden alıyor.

Bakıyor bir değişiklik var mı sadakatte.

Varsa dönüp bir daha yüzlerine bakmıyor.

Yoksa ileride gereğini yapıyor.

İşte Burhanettin Çoban örneği.

İl Başkanı iken görevden alındı.

Sonra Belediye Başkanı oldu.

Belediye Başkanlığına üçüncü kez aday gösterilmedi ama, İl Genel Meclis Başkanı yapıldı.

İşte Mehmet Zeybek.

İl Başkanı iken görevden alındı.

Sonra Belediye Başkanı oldu.

Tanıdığım, bildiğim Hüseyin Sezen’de asla ve asla değişmeyecektir.

Cumhurbaşkanımıza, Milletvekillerimize, partisine ve teşkilatına asla yanlış bir sözü, hareketi olmayacaktır.

Samimiyetle yer aldığı bu davanın içerisinde, yine aynı samimiyetle ilerleyecektir.

Hatta daha çok çalışacaktır.

Çünkü O hiç bir zaman makam, mevki için çalışan bir kişi olmamıştır.

İnandığı-güvendiği Lideri ve Davası için çaba sarfetmiştir.

Sezen’in İl Başkanlığı görevine geldiğinden itibaren gecesini gündüzüne katarak AK Parti için çalıştığına herkes şahittir.

Ne ailesi ile ilgilenebildi, ne işiyle.

Yaklaşık altı aydır çocuğunu doktora bile götüremiyordu.

Şimdi biraz dinlenecektir.

Siyaset uzun soluklu bir iş.

Hüseyin Sezen’in Milletvekilliği de şimdiden hayırlı olsun.

AK Parti değişim %50

AK Parti İlçelerde neredeyse yarısının Başkanını değiştirdi.

Sekiz İlçe Teşkilatının Başkanı değişti.

Bayat, Çay, Merkez, Sandıklı, Sinanpaşa, Dazkırı, İhsaniye, Kızılören değişen İlçeler.

Çobanlar, Hocalar, Dinar, Emirdağ, Sultandağı, Bolvadin, Evciler, Başmakçı, Şuhut ve İscehisar ise değişmedi.

Değişenler ile değişmeyenlere baktığımız zaman, bu değişim ya da değişimsizliğin Belediye seçimleri ile bir alakası olmadığını görüyoruz.

Değişimlerin ana kriteri seçimlerde gösterilen performans.

Performans derken Başkanlığın kazanılıp kazanılmaması değil kriter.

İstek veya isteksizlik.

Teşkilat içi uyumu.

İl Teşkilatının verdiği görevleri yerine getirip getirememesi.

‘Metal yorgunluğu’ olup olmaması.

Merkez İlçenin durumu ise farklı.

Üçüncü dönem kuralına takıldı Bülent Eser.

Bülent Eser’i yeni dönemde İl Teşkilatında göreceğiz.

Değişen Başkanlar…

Bayat – Mehmet Bayatlı (önceki Ekrem Ünal)
Çay – Kadir Çetin (önceki İbrahim Türkkan)
Merkez – Ziya Coşkun Karadeniz ( önceki Bülent eser)
Sandıklı – Osman Işık (önceki Bekir Özçelik)
Sinanpaşa – Nuri Köse (önceki Süleyman Aydın)
Dazkırı – Ramazan Bayazit (önceki Turgay Erdoğdu)
İhsaniye – Tecelli Könül (önceki Halim Sağ)
Kızılören – Abdullah Coşkun (önceki Mehmet Kaya)

Değişmeyen Başkanlar…

Çobanlar – Ali Yalman
Hocalar – Salih Sarı
Dinar – İdris Er
Emirdağ – İsmail Dişiçürük
Sultandağı – Mustafa Genç
Bolvadin – Ömer Dayı
Evciler – Şener Çalışan
Başmakçı – Kadir Elaziz
Şuhut – Ali Diren
İscehisar – Metin Balaban

Fıkra değil, gerçek…

Bakanımız Veysel Eroğlu sağ olsun her gün arıyor, sağlığım ile ilgili bilgileri alıyor, tavsiyeler veriyor.

Önceki gece, neşelenmem içinde bir yazı gönderdi.

Bir notta eklemiş Bakanımız.

Çok hoşuma gitti.

Aynen aktarıyorum…

Rize’de kaza geçiren bir işçi, olayı ayrıntılarıyla anlatmak için şantiye şefine bir mektup yazmış ki, evlere şenlik.

İtiraf etmek gerekirse, klasik Karadeniz fıkralarından biri sandım ama değilmiş. Bire bir gerçek bir hikaye…

‘Sayın şantiye şefim, iş kazası tutanağında planlama hatası diye yazmıştım.
Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı bilgi istemişsiniz.

Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıdaki gibi olmuştur;
Bildiğiniz gibi ben duvar ustasıyım.
İnşaatın 6. katında işimi bitirdiğimde, biraz tuğla artmıştı.

Yaklaşık 250 kg olduğunu sandığım bu tuğlaları aşağıya indirmem gerekiyordu. Bunun için bir varil buldum.
Ona sağlam bir ip bağladım.

6. kata çıkıp, ipi bir çıkrıktan geçirerek, ucunu aşağıya saldım.

Tekrar aşağıya inip, ipi çekerek varili 6. kata çıkardım.

İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp, tekrar yukarı çıktım.

Tüm tuğlaları varile doldurup aşağı indim.

Tam ipin ucunu çektim ki, kendimi havalarda buldum.

Ben yaklaşık 70 kiloyum.
250 kiloluk varil aşağı düşerken, beni yukarı çekti.

Heyecandan ipi bırakmayı akıl edemedim.

Yolun yarısında dolu varille çarpıştık.

Sanıyorum sağ iki kaburgam bu sırada kırıldı.

Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple birlikte çıkrığa sıkıştı.
Böylece parmaklarım da kırılmış oldu.

O sırada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa dağıldı.
Varil hafifleyince, bu kez ben aşağı inmeye, varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık.

Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.
Can havliyle ipi bırakmayı akıl ettim ve tabii yaklaşık 3 kat yükseklikten aşağıya doğru düştüm.

Sol kaburgalarım, sol el bileğim de o zaman kırıldı sanırım.

Başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin hızla üzerime doğru geldiğini gördüm. Kafatasımın da böylece çatladığını düşünüyorum.

Bu sırada bayılmışım.
Gözümü hastanede açtım.

Allah’ın, herkesi böyle görünmez kazalardan korumasını diler, hürmetle ellerinizden öperim.’

Günün sözü

Ay doğmuyorsa yüzüne, güneş vurmuyorsa pencerene…

Kabahati ne güneşte, ne de ay da ara!

Gözlerindeki perdeyi arala !

Hz. Mevlana

 

Henüz yorum yapılmamış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gizlilik Politikası koşullarını kabul ediyorum.