Erdoğan: Anadolu, sanat üretimi için büyük bir klasör gibidir

Son dakika... Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sanat teorilerinin çöktüğü, sanat ortamının değişime uğradığı, sanat hırsızlıklarının yüzlere vurulduğu bir çağda yaşıyoruz" ifadelerini kullandı.
Erdoğan: Anadolu, sanat üretimi için büyük bir klasör gibidir

Son dakika… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni’ne katılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:



“Üzerinde yaşadığımız şu topraklar, şu bereketli Anadolu, sanat üretimi için büyük bir klasör gibidir.”

“Sanat teorilerinin çöktüğü, sanat ortamının değişime uğradığı, sanat hırsızlıklarının yüzlere vurulduğu bir çağda yaşıyoruz.”



“Beklediğimiz o sanatçı muhalefetini sosyal medya hesabından savurduğu siyasi polemiklerle değil kanatlanıp uçurduğu sanatıyla gösterecektir”

“Her neredeyseniz gönül eri sanatçılar, bu millet estetik manada küllerinden dirilmek, yitik hazinesine yeniden kavuşmak için sizi bekliyor.”



Ülkenin ilim, sanat ve kültür hayatına yön veren, eserleriyle aydınlatan isimleriyle buluşmanın mutluluğunu yaşadığını belirten Erdoğan, 2020 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür-Sanat Büyük Ödüllerinin hayırlara vesile olmasını diledi. Erdoğan, ödülleri takdim edilecek ilim, kültür ve sanat erbabını tebrik etti.

Bir kitapta okuduğu Hazreti Peygamber ile ilgili bir bölümü paylaşan Erdoğan, şunları söyledi:

“Bir kitapta okumuştum. Resulullah Efendimiz ashabıyla birlikte kaza umresi yaparken, Abdullah bin Revaha şiir okumaya başlıyor. Hazreti Ömer de her zamanki celalli haliyle ona, ‘Sen Hz. Peygamber’in huzurunda ve Allah’ın Harem’inde bu şiiri söyleyip duracak mısın?’ diye çıkışıyor. Bunun üzerine Efendimiz diyor ki, ‘Ona mani olma ey Ömer. Varlığım kudret elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki, onun sözleri Kureyş müşriklerine ok yağdırmaktan daha tesirlidir. İbn-i Revaha, sen devam et.”

O gün bir sanatçı olmayı çok istediğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Lakin kader bize ülke hizmetini siyaset güzergahında biçince ömrümüzü, Mevlana’nın anlattığı karıncalar misali sanatçılarımızı takip etmekle geçirdik. Hani küçük bir karınca kalemin kağıt üstüne bir şeyler çizdiğini görmüş de gidip öbür karıncalara, ‘Bir kalem, kağıda şaşılacak şeyler çiziyor, sanat gösteriyor’ demiş. Karıncanın biri buna itiraz ederek, ‘O sanatı yapanın kalem olduğunu mu sanıyorsun? Hayır, o sanat kalemden değil, parmaklardandır’ cevabını vermiş. Bir diğeri, ‘İş ne parmaktan ne de kalemden geliyor, iş asıl koldan geliyor’ diye mukabele etmiş. Konuşmalar böylece uzayıp gider ve karıncaların beyine kadar ulaşır. Karınca beyi bütün bilgeliğiyle hükmünü verir, ‘Bu hüner kalemden, parmaktan, elden, koldan değil, şüphesiz sanatçıdandır, sanatçının gönlündendir, Allah’ın kudret hazinesinden onun gönlüne yansıyan ilhamdandır.”

Dosya dosya istiflenmiş kültürler ve medeniyetler içeren bir klasördür

Bugün gönlüne yansıyan ilhamları cömertçe paylaşan sanatçıların, kültür ve fikir erbabı için bir arada olduklarını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

“Onlar ki, sonsuzluğun güzelliklerini satırlara dizmek için sözü kelam derecesinde, kelamı şiir katmanında, şiiri mecazın kanatlarında kalemleriyle satırlara geçirirler. Bu şekilde, ilim ilim ilerek kitapları, harf harf heceleyerek ciltleri, fasıl fasıl haşiye düşüp rafları doldururlar. Hayata, hakikatin anlamını aramak için geldiklerini bilirler ve hayatımıza zarafet katmak üzere gelmeye devam ederler. Onları siz de tanırsınız. Bazılarını ben de tanıdım. Uzun tarih sayfalarında, bazen renklerle, bazen desenlerle, bazen taşlarla, bazen de seslerle medeniyetler inşa ediyor, çağları çağlara bağlıyorlardı. Marifetleri iltifat gördükçe sanatın adını resim koyuyor, şiir koyuyor, beste koyuyor, kemerler ve kubbelerle güzellikler yükseltiyorlardı. Kadim zamanlarda, o gönül eri gönlünden her ne üretirse caizeyle himaye görüyor, sanat yüceliyor, marifet iltifatla itibara eriyordu. Bugün caize yerine telif hakları geldi. Hükümdarların sanatçılara verdiği kaftanlar eskimiş, caizeler tarih olmuştur ama sanatçıların onlara verdikleri eserler hala yaşıyor.”

Erdoğan, “Üzerinde yaşadığımız şu topraklar, şu bereketli Anadolu, sanat üretimi için büyük bir klasör gibidir. Bu, dosya dosya istiflenmiş kültürler ve medeniyetler içeren bir klasördür. Göbeklitepe’den, Eti’den, Lidya’dan, Frigya’dan, Roma’dan, Bizans’tan, Selçuklu’dan, Osmanlı’dan bugüne, katman katman kültür, tabaka tabaka medeniyet ve yığın yığın sanat barındıran zamanın ruhu, bu topraklarda iftiharla yaşamaktadır.” dedi.

Bu coğrafyaya ait olduğu halde bugün dünya müzelerini dolduran, tarih yahut kimlik hırsızlığının işareti olan eserlere bakılmasını isteyen Erdoğan, “Sadece bu bile, 100’üncü yılına yaklaşan Cumhuriyetimizin aslında ne kadar engin ve derin bir sanat mirasına, o mirasın yeniden üreterek dünyaya parmak ısırtacak eserler ortaya koyma potansiyeline sahip olduğunu göstermeye yeter.” diye konuştu.

Öncelikle kendi geçmişine ait olanı özümseyip benimsemeli

Bunu yapacak sanatçının öncelikle kendi geçmişine, kültürüne, medeniyetine ait olanı özümseyip benimsemesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, bununla yetinmeyip evrensel olanı kucaklayan, dünyadaki gelişmeleri takipten, asla geri durmayan bir anlayışla hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne sadece geçmiş ne yalnızca gelecek, şairin dediği gibi ‘kökü mazide olan ati’, unutmayın ki, milli olmayan milletlerarası olamaz, yerli olmayan evrensel içinde kendine yer bulamaz. Zenginliklerimizi sanata dönüştürüp çağın idrakine yeniden ve yeni bir kimlikle sunacak olan sanatçılarımızdır. Bu bakış açısı, körü körüne taklitle, yabancı olana öykünüp durmakla değil, gönüle yansıyacak yerli ilhamlarla hayat bulacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Sanat teorilerinin çöktüğü, sanat tanımlarının başkalaştığı, sanat ortamının değişime uğradığı, sanat hırsızlıklarının yüzlere vurulduğu bir çağda yaşandığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“İşte bu çağda ülkemiz, dünyaya yalnızca yeni eserler sunmakla kalmayacak, geleceğin sanat kuramlarının payandalarını da temellendirecektir. Sanatçılarımız bu anlayışla hareket ettikçe, şairin ‘O mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler’ hükmü geçerliliğini yitirecektir. Biz işte o sanatçıyı bekliyoruz. Beklediğimiz o sanatçı, kimliğiyle birlikte deryasını bilecektir, önce kendisi olacaktır, davasını sanatıyla ifade edecektir. Beklediğimiz o sanatçı, vaktini ve enerjisini dünyanın iyiliği adına ürettiği eserleriyle gösterecek, sanatını icra ederken dünyadaki akranlarını geride bırakacaktır. Beklediğimiz o sanatçı, zulme ve adaletsizliğe karşı bir çığlık olarak yaptığı şarkısıyla dünya müzik listelerini sallayacak, müzikteki evrensel anlayışları değiştirecektir. Beklediğimiz o sanatçı, slogan atarak kendini göstermeye çalışmayacak, başarılarıyla dünyanın en muhteşem salonlarında ayakta alkışlanacaktır. Beklediğimiz o sanatçı, ortaya koyduğu bir sanat üslubuyla veya icat ettiği bir sanat formuyla adını sanat tarihine yazdıracaktır. Beklediğimiz o sanatçı, ürettiklerinden dolayı parmakla gösterilecek, üslubuyla herkesi peşinden sürükleyecektir. Beklediğimiz o sanatçı, gündemin peşinden savrulmak yerine dünyaya gündem verecek, performansıyla rekorlar kitabına girecek, tarzıyla sanat modası oluşturacaktır. Beklediğimiz o sanatçı, ait olduğu milleti hor görüp sürekli şikayet etmek yerine kendi sanatını üretecektir. Beklediğimiz o sanatçı, muhalefetini sosyal medya hesabından savurduğu siyasi polemiklerle değil, kanatlanıp uçurduğu sanatıyla gösterecektir.”

Bu sanatçıyı kendi kadar aziz milletin de beklediğine inandığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Her bir vatandaşımızın el üstünde tutacağı, baş tacı edeceği bu sanatçı belki evimizin çocuğudur, belki bir arkadaşımızdır, belki bir komşumuzdur, belki bu salondadır. Beklediğimiz bu sanatçı, belki şu anda tuvalinin başında fırçasını boyaya bandırıyor, belki repliğini ezberliyor, belki rolüne çalışıyor, belki enstrümanını akort ediyor, belki bestesini notaya döküyordur. Her neredeyseniz, siz ey gönül eri sanatçılar bilin ki bu millet estetik manada küllerinden dirilmek ve yitik hazinesine yeniden kavuşmak için sizi bekliyor. Gelin ve geç kalmışlığımızı medeniyete, kabalıklarımızı zarafete, gönüllerimizi barışa, huzura ve sevgiye yöneltin. Gelin Türkiye’nin gücüne birlikte güç katalım.”

 



Henüz yorum yapılmamış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gizlilik Politikası koşullarını kabul ediyorum.