İşin sırrı diploma değil…

İşin sırrı diploma değil

İş adamlarımızla sohbetler keyifli oluyor.

Bir kaç gün önce Remzi Özcan’a uğradım bir çay içmek için.

Ama sohbet o kadar tatlı oldu ki, iki saati bulmuşuz.

Genç yaşına, yüksek tahsil yapmamış olmasına rağmen…

Müthiş bir kültür, bilgi birikimi ve vizyon sahibi Remzi Özcan.

Çalışkan aynı zamanda…

Sektörde 33. Yılında.

Kardeşleriyle, evlatlarıyla ‘Hep birlikte’ işin içinde.

Sektörde herkesin saygı duyduğu ‘duayen’ isimler arasında.

Dinledikçe hayran kaldım.

Hem kendisinin, hem ailesinin dönüm noktalarını sordum Remzi Özcan’a.

Dört tarih verdi.

1987, 1990, 2003 ve 2009.

Mozaik…

1971 doğumlu Remzi Özcan.

Karamehmet Mermer’in Yönetim Kurulu Başkanı.

Sekiz kardeşler. Beş kız, üç erkek.

Babası, Remzi Bey’in okumasını çok istiyormuş.

Ama O’nun gözü bir an önce ticarete atılmakta.

Ortaokulu bitirirken atıl olan mozaik atölyesini gözüne kestirmiş.

Atıl vaziyette o sırada atölye.

Bir makina küçük bir arızadan dolayı çalışmıyor.

Düşünüyor Remzi Özcan.

Hammadde bedava.

Çünkü mermer blokların kırıkları, kesim fazlalıkları mozaik üretiminin hammaddesi.

O dönemde bir moda yavaş yavaş başlıyor.

İnşaatlarda mozaik kullanımı artmakta.

Önce o çalışmayan makinayı inceliyor Remzi Özcan.

Sonra babasından o atıl durumdaki atölyeyi harekete geçirmek için izni kopartıyor.

Üretmek yeterli değil…

Yıl 1987…

Ya Allah, ya Bismillah diyor.

Makinayı çalıştırmayı başarıyor.

Sonra az da olsa bir üretim.

Ham maddeye para vermiyor nasılsa.

Sıra üretilen mozaiğin pazarlanmasına geliyor.

Kooperatifin kantarcısına gidiyor.

Mozaik almak isteyenlerin bir kısmını kendisine yönlendirmesini istiyor.

Müşteri arttıkça üretimi daha da artırıyor.

Atıl duran atölyenin çalışması ve para kazanması Baba Mehmet Özcan’ın dikkatini çekiyor.

Mermer…

Yıl 1990.

O yıl mermer fabrikasına geliyor Remzi Özcan.

Bir nevi mecburiyet…

Çünkü Belediye Meclis Üyesi olan Baba Mehmet Özcan, o dönemdeki Başkan Kayıhan İzmirlioğlu’nun bir süreliğine görevden ayrılması nedeniyle Belediye Meclisince Başkanlığa seçiliyor.

Mehmet Özcan çok titiz ve katı kuralları olan bir kişi.

Hiç bir yakınının Belediye kapısından içeriye girmesini istemiyor.

O kadar ki…

Kapıya adam koymuş Mehmet Özcan.

Çocukları ve yakın akrabaları bir şey söylemek için bile gelmesinler.

İşlerden de elini ayağını çekmiş o dönem.

Mehmet Özcan kelimenin tam anlamıyla kendisini vakfetmiş Belediye’ye.

İşlerin yükü ve sorumluluğu Remzi Özcan’ın omuzlarına geçmiş haliyle.

Jest…

İşte o dönem müthiş bir tecrübe kazandırmış Remzi Özcan’a.

Her ne kadar babası işin başında olmasa da, ‘Mehmet Özcan’ ismi bir marka sektörde.

Baba Mehmet Özcan’ın marka değeri şirketten önde geliyor.

Sektöre de yön veren isimlerden Mehmet Özcan.

Yani bir başka deyişle…

Balık tutmayı öğreten isimlerden.

Sözü dinleniyor, öngörüsü takdir ediliyor.

Sayılıp seviliyor.

Şirketin adı o dönemlerde ‘Özcanlar Mermer’.

Ama Remzi Özcan ve kardeşleri karar alıyorlar.

Babaya jest.

Şirketin adını Karamehmet Mermer olarak değiştiriyorlar.

Dededen toruna…

İşin sırrı diploma değil

8 kardeşler.

5 kız, 3 erkek.

Remzi Özcan genç yaşta evlenmiş.

18 yaşında…

3 evladı, 3 torunu var.

Allah bağışlasın.

Eğitime çok önem veriyor, her ne kadar kendisi okumak yerine iş hayatına erken atılmayı seçmiş olsa da.

Şirkette profesyonel yöneticiler de var, kardeşleri ve çocukları da.

‘Yarı kurumsal’lığı öneriyor Remzi Özcan sektör için.

Kardeşlerinden birisi ocakların, diğeri fabrikaların başında.

Ekip kuvvetli yani…

Kardeşi Mehmet Özcan, atak bir kişi.

Fuarları kaçırmıyor.

Küçük kardeşi Cihat Özcan, Uluslararası İlişkiler mezunu.

Aklı başında.

İşini seviyor tüm aile fertleri gibi.

Geçtiğimiz hafta aileler arasında yüzükler takıldı.

Şuayp Demirel’in damadı oluyor.

Remzi Özcan’ın büyük oğlu Cihan Özcan.

Eğitim donanımı mükemmel.

Çin’den Avusturalya’ya kadar bilgisi var.

Küçük oğlu Ceyhun Özcan.

İzmir Ekonomi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu.

Tek cümle…

‘Mermer sektörü tasavvur edilemeyecek noktaya geldi’ demekte Remzi Özcan.

Sektör her anlamda gelişirken, Özcan Kardeşler de hem ailelerini, hem de şirketlerini geliştirmişler.

Yıl 2003…

Karamehmet Mermer’in dönüm noktası 2003 yılında olmuş.

Önceden belli başlı bazı fuarlara katılıyormuş Remzi Özcan ve kardeşi.

Yıl 2002.

O yılki fuarda denilmiş ki kendisine…

‘Gelecek yıl bazı mimarlarında katılacakları fuara mutlaka katılın.’

Bunu öneren kişiyi can kulağı ile dinlemiş Remzi Özcan ve kardeşi Mehmet Özcan.

2003 yılındaki o fuara katılmışlar.

Orada Ortadoğu kökenli bir Amerika’lı mimar ile tanışmış.

Uzun uzun görüşmüşler.

İşte o mimarın söylediği tek bir cümle, Remzi Özcan’ın hafızasına kazınmış.

‘Modern mimarı hakim olacak’ demiş o mimar.

‘Bu işin modası var. Renk moda olacak. Aliminyum, cam ve mermer… Üçü renk uyumlu olacak’ diyerek vurgulamış aynı mimar.

‘Bizim şirketin vizyonu orada şekillendi. Şirketimizin geleceği orada çizildi’ demekte Remzi Özcan.

Önemli olan fizik değil…

Kendisiyle barışık Remzi Özcan.

Özeleştiriyi gayet rahat yapıyor.

‘Daha önce taşa renkten bakmasını bilmiyorduk. Fiziken bakıyorduk. Çatlak olmayacak, delik olmayacak diyorduk.’

İşte o mimarın sözlerinin sonrasında Türkiye’ye gelir gelmez 2004 yılından itibaren gri mermer ocaklarına yatırım yapmaya başlamış.

‘Bilim ve teknolojideki gelişmeler ile fiziki noktalardaki eksiği çözüyoruz. Fiziki durumlar artık sorun değil. Renk önemli hale geldi’ demekte, sektörün geçirdiği evreyi anlatırken.

Son dönüm noktası…

2009 yılı…

‘Çin bizlere dönüm noktası oldu’ diyor, Remzi Özcan dönüm noktalarından birisi olan 2009’u anlatırken.

Çin’den 2009’dan itibaren Türkiye’ye önemli bir sermaye akışı olduğunun altını çiziyor ve Çin ile ilgili vurgulamalar yapıyor;

Çin 10 yılda mermer sektörüne 15 milyar $ aktardı.

Sektörümüze girdi bu para.

Çin bizim ürünümüzü değerinden satın aldı.

İç piyasada biz yarı fiyatına satamazdık aynı malı.

Çin’e mal satarken bir başka şeyi de gördük orada.

Çin mermer teknolojisini bizden çok ilerideydi.

Teknoloji transfer ettik Çin’den.

İğne…

İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır derler ya.

Çuvaldız değil de, iğneyi batırıyor birazcık Remzi Özcan.

ATSO’ya ve Afyon Merkez’e sitemi var.

1999 yılında Afyon Ticaret ve Sanayi Odası Meclisine seçiliyor Remzi Özcan.

Çok durmuyor ama ATSO Meclisinde.

Orada vizyonuna bir katkı konulamayacağını görüyor.

İstifa edip ayrılıyor ikinci yılında.

Geçmişe dair…

Afyon ekonomi de mermerin dilini çözebilmiş olsaydı, şimdi durum çok daha farklı olurdu.

Afyon 2000 yılının başında…

Tüm Türkiye’de mermer sektörünün neredeyse %80’ine hakimdi. Sadece Afyon ocakları olarak değil. Türkiye’nin tamamındaki ocakların %80’i Afyon’luların hakimiyetinde idi.

Şimdi öyle değil.

İl maalesef İscehisar İlçesine sermaye aktaramadı ve vizyonda veremedi.

Şimdi İscehisar olarak çok iyiyiz ama, o yıllarda İl imkanlarını İscehisar ve mermer sektörü için kullansaydı, bugün çok daha ileride olurduk.

ATSO bize vizyon oluşturabilmeliydi o yıllarda.

İl, mermerin potansiyelini maalesef atladı.

Geleceğe dair…

Bölgemizin gücünü alamazsak, Ülkemize faydamız olmaz.

Sektörümüzün kollektif akla, kollektif sermayeye ihtiyacı var.

Taş deyip geçme…

Mermer sektörünü ‘haşarı çocuk gibidir’ cümlesiyle nitelendiriyor Remzi Özcan.

Kulaklara küpe cinsinden sözler…

Mermerin kendi dili var.

Bizim iş standart tanımlı bir iş değil.

Başka işle ilgilenirsen seni terkeder.

İkinci iş ya da alakasız olursan seni terkeder.

Sonuçta taş değil…

Her zaman dinamik olacaksın.

Her kademede, aşamada sen olacaksın.

Enerjini senden alacak.

Yarı kurumsallığın önemi…

İşadamlarının riski yönetme sanatını bilmesi gerektiğinin altını çiziyor Remzi Özcan.

Daha önce söylediği bir söze tekrar vurgu yapıyor.

Sektörün yarı kurumsal olması gerekliliği konusu…

Neden böyle söylediğini anlatıyor bu sözleriyle;

İş adamının riski yönetme sanatını bilmesi gerekli.

Saniyeler içinde milyonlarca dolar hakkında karar vermek gerekebilir.

Profesyonel yönetici elbette işinin uzmanıdır. Gereklidir pek çok noktada. Öyle bir an gelir ki profesyonel yöneticinin, iş sahibine danışmadan alamayacağı kararlar olabilir. Profesyonel yöneticinin kendi yetki çerçevesini aşan riskler olabilir. Saniyeler, dakikalar çok önemlidir böyle anlarda. O anda karar vermek gerekebilir. İşte bunu ancak işin sahipleri neticelendirebilir.

Bazen…

10 dakika olabilir karar anınız.

Bazı nüanslar vardır.

O anda o nüansları yakaladınız yakaladınız.

Yakalayamazsanız geçmiş olsun anları vardır.

İşte o an çok önemlidir.

Günün sözü

Çalışmak ustalığı

Ustalık bilgeliği

Bilgelik gücü getirir…

Henüz yorum yapılmamış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gizlilik Politikası koşullarını kabul ediyorum.