İsra ve Miraç: Fert ve Toplum Olarak Yükseliş Kodlarımız

Tarihi Yönü: Hz. Peygamberin hayatı biz Müslümanlar için “üsve-i hasene”dir. Hayatındaki hicret, bedir ve hudeybiye gibi özel anlar ise ders ve ibretler noktasında ayrı bir öneme sahiptir. Bu olaylardan birisi de hiç şüphe yok ki isra ve miraç olayıdır. 21 Mart Cumartesi akşamı Miraç Kandili'ni idrak edeceğiz. Rabbim hayırlara vesile kılsın."

Mekke’de zor günler başlamıştır. Efendimizin en büyük iki destekçisi olan eşi Hatice annemiz ve amcası Ebu Talip vefat etmiştir. Taif şehrine ziyarete gitmiş istediğini elde edememiş ve üzüntülü dönmüştür. Böyle bir zaman diliminde ki – siyer alimleri hüzün yılı olarak ifade ederler – Rabbimiz kendisine isra ve miraç ile ikramda bulunmuştur.

Miraç; hüzün ve elem dolu günlerden geçmekte olan Resûl-i Ekrem’in, Rabbi tarafından teselli edildiği ve huzura kabul buyrulduğu gecedir. Miraç; Sevgili Peygamberimizin Allah’ın izni ve keremiyle önce Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan da sonsuz kudretin ayetlerini müşahede etmek üzere semaya yükseltildiği yolculuktur. Miraç; Mekke ile Kudüs arasındaki mukaddes bağı korumanın, Rabbimizden gelen davete icabet ederek her adımda O’na yaklaşmanın adıdır. Miraç; yücelme, maddeden uzaklaşarak manaya erişme, süflî olandan vazgeçip ulvî olana yönelme çabasıdır.



Asırlar önce gerçekleşen bu mucizenin her bir Müslüman için değeri ve anlamı büyüktür. İnsanlığın hürmeti, merhameti, muhabbeti unuttuğu; emaneti zayi ettiği; benliğini ve kimliğini kaybettiği, menfaat ve adavet girdaplarında boğulduğu günümüzde miracın derin anlamı bir daha hatırlanmalıdır. Alnı secdeye her değdiğinde miracı yaşayan mümin, bu kutlu yolculuğun mesajına aşina olmalı, miraç bilincini kuşanmalı, hayatının bütün katmanlarında manevi inkişafın yollarını aramalıdır. Mümin, yücelmenin yegâne yolunun Allah’a kul olmaktan geçtiğini; mal, mülk, makam, mevki uğruna inancını ve erdemlerini feda ederse vuslata eremeyeceğinin farkında olmalıdır. Zira hem Cenâb-ı Hakk’ın katında hem de toplum nezdinde kadri yüce bir insan olmak, sıddık olmakla, özü sözü bir, güvenilir, mütevazı, fedakâr ve samimi bir mümin olarak yaşamakla mümkündür.

Miraç ile geçmişte göklere uzanan yolculuk, bugün kendi semamıza, iç dünyamıza doğru devam etmektedir. Peygamberimizin kadem-i şerifinde Mekke’yi Kudüs’e bağlayan yol, bugün hepimizin gönlünde bu iki harem beldeyi buluşturmaktadır. Hz. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken tevhid, birlik, kardeşlik, kulluk için yaptığı çağrı, bugün Mescid-i Aksa için ümmet, özgürlük, diriliş, dayanışma şuuruna dönüşmelidir. Unutulmamalıdır ki, mümin miraçsız, Miraç Mescid-i Aksa’sız olmaz.



Savaşın ve zulmün kol gezdiği İslâm coğrafyasında güvenin, huzurun, emniyet ve hürriyetin yeniden hâkim olması, Müslümanların miraç değerlerini benimsemesiyle mümkün olacaktır. Sadece İslâm dünyasının değil, bütün bir insanlığın yücelmesine ve yükselmesine engel teşkil eden problemler ancak miraç değerleriyle aşılacaktır. İnsanlık; ahlâkına, hukukuna, sorumluluğuna kısacası insanlığına sahip çıktığında yeryüzünün şerefli halifesi olacaktır.

Efendimize ait her olayda olduğu gibi bu isra ve miraç hadisesinde de özellikle hadis ilmi açısından konunun ilmi ölçü ve üslupla değerlendirilmesi önemlidir. Sened ve metin tahlili işin erbabı / ehli hocaların yapacağı bir iş ve görevdir. Ancak bu ve benzeri konuların teknik ifadelerle üslüp açısından da kırıcı bir şekilde konuşulması doğru değildir.



Kavramlar:

Dini kavramlar bir toplumun inşasında en temel rol oynayan hususların başında gelir. Kavramların yanında sembol değerlerde her inanç mensubu için ayrı bir önem taşır. Kandil geceleri, dini kültürün bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Ama başta Kandil geceleri olmak üzere biz müslümanlar, davranışlarımıza ya Kur’an-ı Kerim veya Hz. Peygamberin hayatından dayanak bulmaya çalışmışızdır. Kadir gecesi hariç diğer gecelerin varlığı ile ilgili doğrudan bir nass bulunmamaktadır. Ancak bu anlayışın bize kazandırdığı ve toplumu bir arada tutmakta nasıl bir fonksiyon icra ettiği de inkar edilemez bir değerdir. Dindarlığı bir gece veya zaman dilimine hapsetmedikten sonra bu uygulamaların bize bazı kazanımlar verdiği aşikardır. Aidiyet kültürü, aile bütünlüğü (sıla-I rahim ), komşuluk, yoksullarla ilgilenme vb.

Mevlid Kandili’nde Efendimizin bize bıraktığı mirası yeniden düşünmek, Regaib de rağbetimizi / yönelmemizi gözden geçirmek, miraç gecesinde fert ve toplum olarak bizi yücelten hususları bilmek, Berâat Gecesi’nde rabbinden af isteyen kişi ve toplumun neler yapması gerektiğini bir kez daha hatırlamak günü ve geceleri yapmalıyız. Varlığı Kur’an ile sabit olan Kadir Gecesi’nde ise geceye ve ramazana şeref veren Kur’an’ın nüzülü ve kitaba karşı sorumluluklarımızı yeniden düşünme gecesi yapmak. İştemiraç ve isra kavramlarını bu açıdan değerlendirmek önemlidir. Hele hele İsra Suresi bağlamında miracın kavram değerini yeniden düşünmek bizim için ayrı bir kazanç olacaktır.

İslam ansiklopedisinde konunuzla ilgili şu açıklamaya yer verir: “Sözlükte “yukarı çıkmak, yükselmek” anlamındaki urûc kökünden türemiş bir ism-i âlet olan mi‘râc kelimesi “yukarı çıkma vasıtası, merdiven” demektir. Terim olarak Hz. Peygamber’in göğe yükselişini ve Allah katına çıkışını ifade eder. Olay, Mescid-i Harâm’danMescid-i Aksâ’ya gidiş ve oradan da yükseklere çıkış şeklinde yorumlandığından kaynaklarda daha çok “isrâ ve mi‘rac” şeklinde geçerse de Türkçe’demi‘rac kelimesiyle her ikisi de kastedilir. İslâmî kaynaklarda genellikle ele alındığı şekliyle mi‘rac hadisesi iki safhada meydana gelmiştir. Resûl-i Ekrem’in bir gece Mescid-i Harâm’danMescid-i Aksâ’ya yaptığı yolculuğa isrâ, oradan göklere yükselmesine mi‘rac denilmiştir. Literatürdeki bu ayırım her iki terimin naslarda zikredilmesinden ileri gelmektedir. Sery (geceleyin yürüme, gece yolculuğu yapma) kökünden türeyen isrâ’ Kur’an’da mâzi sîgasıyla yer almış ve sûreye ad olmuştur. Buna göre Allah, kudretinin işaretlerini göstermek için kuluna (Hz. Peygamber) Mescid-i Harâm’dan çevresi mübarek kılınan Mescid-i Aksâ’ya geceleyin bir seyahat yaptırmıştır (el-İsrâ 17/1). Mi‘rac kelimesi Kur’an’da geçmemekle birlikte çoğul şekli olan meâric “yükselme dereceleri” mânasında Allah’a nisbet edilmiştir (el-Meâric 70/3). Ayrıca “merdiven” anlamında meâric bir âyette ve urûc kökünden türemiş fiiller çeşitli âyetlerde yer almaktadır (M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “ʿarc” md.).”

Miraç ve Dersler:

I- Mükâfat:

Allah Kuluna Sabrın Ve İtaatinin Mükafatını Fazlası İle Veriyor: Mekke dönemi, hüzün yılı, yani en büyük destekçisi olan eşi annemiz Hz. Hatice’nin ve amcası Ebu Talib’in vefatı ve arkasından müşriklerin baskılarının daha fazla arttığı bir dönem. Allah Resulünün yalnız olmadığını, ayrıca O’nun elini güçlendirecek delillerle kendisini taltif ediyor. Bize düşen istikamet üzere, kulluğumuzda daim olmaktır. En dar ve zor dönemde Rabbimiz kuluna / kullarına ikramda bulunuyor.

II- İmtihan :

Peygamber Efendimizin Mekke döneminde bir gece Mescid-i Aksâ’ya, oradan da semaya yaptığı hikmet yüklü bu yolculuk, onun için zaman ve mekanın da sahibi Yüce Mevlâ’nın sonsuz kudretini müşahede etme ve onun desteğine mazhar olarak risalet görevinde manevi güç kazanma vesilesi, müslümanlar için de Allah’a ve Hz. Peygamber’e bağlılığı pekiştiren sınav olmuştur.
Mucizenin Kabe ile Mescid-i Aksa arasındaki kısmı ayet ile sabit, sonrasını ise peygamberimizin haber vermesinden biliyoruz.
Rasûlullâh (sav) bu hâdiseyi şöyle anlatır:
“Ben Kâbe’nin Hatîm kısmında yatıyordum. Uyku ile uyanıklık arasında bana biri geldi, şura-dan şuraya kadar (göğsümü) yardı. (Bu sözünü söylerken boğaz çukurundan kıl biten yere ka-dar olan kısmı gösteriyordu.) Kalbimi çıkardı. Sonra bana, içerisi îman ve hikmetle dolu, al-tından bir kab getirildi. Kalbim (çıkarılıp su ve Zemzem ile) yıkandı. Sonra içerisi îman ve hik-metle doldurulup tekrar yerine kondu…” (Buhârî, Bed’ü’l-Halk 6, Enbiyâ 22, 43; Müslim, Îman 264)
Miraç sonrası müşriklerin takındığı olumsuz ve inkartavrı, öte yandan Hz. Ebubekir’in tam teslimiyet tavrı imtihanın ne şekilde cereyan ettiğini ortaya koymuştur. Siyer kaynaklarından öğrendiğimize göre Peygamber Efendimiz (s.a) daha Hz. Ebubekir ile görüşmeden müşrikler Ebubekir’e müracaat ederek olayı anlatıyorlar ve tarihe geçen o muhteşem duruşu ile yaklaşık şu cümleyi ifade ediyor: “ değil bu anlattıklarınız daha da garibinize gidecek şeyleri söylese bile, eğer O (s.a) söylüyor ise doğrudur. “

III- İsra Suresi Bağlamında Bir Toplum İnşası :

Özellikle miraç kavramı ışığında sünnetteki bu tarihi olayı düşünüp yeniden anarken bizi manen yücelten konu başlıklarını düşünmemiz önemlidir. Bu konuda bize ışık tutan ayetler İsra suresi 22-38. ayetlerde yer almaktadır.
Ayet tesbih ile başlıyor. Yani Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir. Namazlarda ve diğer zamanlarda sık yapmamız gereken bir tesbihat.Allah kulunu mescid-i haramdan mescid-i aksaya götürmüştür. Ciddi bir sınav var: Allah güç ve kudret sahibidir.

On iki emir; Ahlaki ve manevi sağlığımızı tehdit eden, insani ilişkilerimizi ve sosyal ödevlerimizi zayıflatan bunca iç ve dış etkinin altında bunaldığımız günümüzde, Kur’an-ı Kerim’in İsra hadisesinden ismini alan suresinde yer alan ve bizlere kurtuluş yolunu gösteren şu ilahi prensipleri hatırlamakta da fayda vardır. Bunlar surede şöyle ifade edilmektedir:

Bu konuda özellikle isra suresine dikkatlerinizi çekmek isterim. İsra suresinin ilk ayeti efendimizin yaşadığı bu özel olaya ait. Ama sonra gelen ayetler ise, ümmetinin miracı, yani manen yükselmesi ve yücelmesi için dikkat edeceği, diğer taraftan da ümmetin yükselişini engelleyen hususları bize haber vermektedir. Bu itibarla, bir toplumu yıkan, sıkıntıya ve kaosa sokacak olan hususları bakınız isra suresinde yüce rabbimiz şöyle haber vermektedir:

1-“Allah’a ortak koşma, yalnız O’na inanıp yalnız O’na ibadet et,
2-Ana-babaya iyi davran,
3-Akrabaya, yoksula, yolda kalmış kimseye haklarını ver,
4- Cimrilik yapma, müsrif ya da savurgan da olma,
5-Açlık korkusu ve geçim kaygısı ile çocukları öldürme,
6-Zinaya yaklaşma,
7-Cana kıyma,
8-Yetimin malına el uzatma,
9-Verdiğin sözü yerine getir,
10-Ölçerken ve tartarken eksiklik ve noksanlık yapma,
11-Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme,
12-Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, kibirlenme ve gururlanma. Bütün bu sayılanlar Yüce Yaratanın katında sevimsiz ve çirkin davranışlardır.” (İsra, 17/22-38)

IV- Sonuç Yerine: Bu ayetlerin ışığında;

1- Miraç, her şeyden önce yükselme yollarının yegâne sahibinin Yüce Allah olduğunun bilincine varabilmektir. Miraç, bir yükseliştir. Fiziğin metafiziğe, bedenin ruha, ruhun sahibine, kulun Allah’a yükselişidir.
2- Beşerîlikten insanlığa yükseliştir. Müslümanlar bu yükselişi tıpkı Resûl-i Ekrem (sas) gibi ancak O’nun razı olacağı bir hayatı yaşayarak gerçekleştirirler.
3- Miraç, sadık ve samimi bir iman, ibadet ve taat, ihlas ve takva, güzel huy ve ahlâk, hayır ve hasenat, hak ve hakikat, doğruluk ve dürüstlük, adalet ve sevgi, merhamet ve şefkat, dostluk ve kardeşlik, sabır ve sebat, fedakârlık ve cömertlik, yardımlaşma ve dayanışma gibi fazilet ve erdemler ile yükselmektir.
4- Miraç, göklere olduğu kadar, insanın kendi semasına yani kalbine ve iç dünyasına doğru da yapması gereken bir yolculuktur. Yeryüzünün iki manevî merkezinde, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa’daResûl-i Ekrem’le gerçekleşen bu mübarek yolculuk bugün bizim için manevî merkez olan gönül dünyamızda da gerçekleşmelidir.
5- Her yıl gelen miraçla önce inancımızı, sonra bağlılığımızı, samimiyetimizi, amellerimizi yenileriz. Riyaya, kibre, samimiyetsizliğe, ikiyüzlülüğe karşı dindarlığımızı gözden geçiririz.
6- Her yıl gelen miraçla aile bağlarımızı, anne ve babamızla, yavrularımızla ilişkilerimizi, komşularımızla olan bağlarımızı yenileriz.
7- Miraç, malımızı-mülkümüzü, paramızı-pulumuzu, servetimizi, maddî gücümüzü ruhumuzun yükselişi yolunda gözden geçirmemizi sağlar. Sevgililer Sevgilisiyle, Dostlar Dostuyla aramıza giren engelleri silkeleme imkânı verir bize.
8- Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz (sas), miraçtan üç büyük hediye ile dönmüştür:
Birincisi gözümün nuru, müminlerin miracı dediği namaz; ikincisi Bakara suresinin son iki ayeti; üçüncüsü de istikametini imana çeviren herkesin, sonunda cennete gireceği müjdesidir.
9- Ebu Bekir’in sadakati: Profİ.Lütfi Çakan Hocamızın tespitiyle “ o muhbir-i sadık Hz. Peygamber’e i’timad edip Hz. Ebu Bekir es-Sıddık gibi “o söylüyorsa doğrudur” diyerek gönlümüzü rahat tutmak ve imanımızı büyük bir teslimiyet içinde yaşamaya gayret etmek en doğru hareket tarzıdır.”
10- Miraç bize sanki şunları söyler;Arkadaşına iyi bak, kimin arkasına düştüğüne iyi bak.Kılavuzu Cebrail olanın varacağı yer Allah’a gitmektir.Bineğini iyi seç ey kul, refref gibi bir bineğin olursa seni Rabbine götürür. Haramla beslenen binek bizi yanlış yerlere götürür…
11- Namazlar esasında bir duraktır. Hayatı durdurur, insanı ve toplumu nefes aldırır ve aynı zamanda yücelmesinde birer basamaktır sanki.Ve namaz , benliğimize dönüştür. Kirlenen gönülleri arındırır. Nasıl namaz öncesi abdest alıp bedenlerimizi ve namaz kılacağımız mekanı temiz hale getiriyor isek, namaz ile de kirlenen gönüllerimizi temizleriz.
12- Hz. Peygamber’in miracı, onun şahsında, insanın ‘imkanlarının’ insana gösterilmesinden başka bir şey değildi. Ruhani yetenekler yardımıyla bu imkanların kullanılması halinde, eşyanın, zamanın ve mekanın kısıtlayıcı ve baskıcı ortamından ruhun özgür iklimine kanat çırpışın yolları gösteriliyordu. İşte bunun için Hz. Peygamber, bir “esas duruş dinamiği” olan namazı “mü’minin miracı” olarak niteliyordu.
13- Aslolan, Mirac’ın tarihsel olarak zaman, mekan ve mahiyetinin sırrına ermek değil, Mirac’ın bu ümmete verdiği engin mesajı her bir mü’minin ruhunda hissetmesi ve kendi miracının zeminini hazırlayarak onu gerçekleştirmesidir.
14- Bir Miraç gecesine daha esaret altında bir Kudüs’le girmek… İşte İsra suresinde, neden İsra ve Miraç’la ilgili ilk ve tek ayetin hemen ardından Müslüman İsrailoğulları’nın Yahudileşme sürecine dikkat çeken ayetlerin geldiğinin ipuçlarını arayacağımız nokta.

Kudüs şairi Nuri Pakdil’i rahmetle anarak yazımızı onun sözleri ile bitirelim. Şairimiz diyor ki;

Tûr Dağını yaşa
Ki bilesin nerde Kudüs
Ben Kudüs’ü kol saatı gibi taşıyorum
*
Ayarlanmadan Kudüs’e
Boşuna vakit geçirirsin
Buz tutar
Gözün görmez olur

Şükrü KABUKÇU / İl Müftüsü



Henüz yorum yapılmamış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gizlilik Politikası koşullarını kabul ediyorum.