Kızılcık Şerbeti…

Megabirlik Medya Temsilcisi Mehmet Emin Güzbey, Gazete 3 gazetesinde yazmış olduğu köşe yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yapılan haksız eleştirileri yorumladı.

Güzbey’in Gazete 3’te “Kızılcık Şerbeti” başlıklı köşe yazı şu şekilde;

Kızılcık Şerbeti…

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, askerlerimizin şehit edilmesinin ardından hemen kameraların karşısına geçmedi.



Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde pek çok görüşme gerçekleştirdi.

Bu görüşmelerin bazıları baş başa, bazıları heyetler ile birlikte, bazıları da telefonla.



İki gün sonra…

Cumartesi günü İstanbul’da bir toplantıda kameraların karşısına geçti Cumhurbaşkanımız.

İçeriye dışarıya, dosta düşmana pek çok mesaj vardı o günkü konuşmasında.



Sadece sözle verilmedi mesajlar…

Vücut diliyle de pek çok mesaj verdi Cumhurbaşkanımız.

Bunu sıklıkla yapıyor aslında Cumhurbaşkanımız.

Hangi ülkenin başkanı, cumhurbaşkanı ile birlikte olması önemli değil O’nun için…

Muhatabı ayak üstüne ayak atıyorsa, Cumhurbaşkanımız da aynını yapıyor.

Geçmişte maalesef bazı liderlerin yaptığı gibi hiç kimsenin karşısında ezilen, büzülen, el pençe duran bir görüntü vermiyor.

Güçlü, kararlı bir lider olduğunu vücut diliyle de gösteriyor.

Şimdi gelelim cumartesi günkü eleştirilen, Cumhurbaşkanımızın tebessüm ettiği görüntülere.

Cumhurbaşkanımız elbette üzgündür şehitlerimiz nedeniyle.

Başkomutan olarak, ülkemizin cumhurbaşkanı olarak bizlerden daha üzgün olduğu aşikardır.

Ama…

Birincisi, o eleştirilen görüntülerin olduğu anın konusu farklıdır.

İkincisi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Başkomutanı, Cumhurbaşkanı elinde mendille gözyaşlarını sile sile mi görüntü verecekti kameraların karşısında tüm dünyaya?

Bu görüntülerin uluslararası arenada ne anlama geldiğini bilemiyorlar maalesef.

Bir atasözümüz var ya…

‘Kan tükürsen de, kızılcık şerbeti içtim de.’

Cumhurbaşkanımızın o gün yaptığı budur.

Bunu dahi anlayamayanları, ya da anlamalarına rağmen sırf küçük hesapları nedeniyle istismar edenleri milletimiz gayet iyi görmekte ve tanımaktadır.

15 Temmuz gecesi havaalanından sıvışıp gidenleri de unutmadı milletimiz…

Bu yaşananlar karşısında kimlerin neler yaptığını da unutmayacaktır elbette.

 

Nasıl ki, Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk yüz yıl sonra…

Bugün…

Rahmet ve minnetle anılıyorsa.

İleride Recep Tayyip Erdoğan’da, gelecek nesillerimiz tarafından aynı şekilde anılacaktır.

Bugün Türkiye’nin geldiği nokta hiç te azımsanacak, küçümsenecek bir şey değildir.

Bakın Suriye’ye…

Orada Amerika bile dayanamamış, Askerini çekip gitmiştir.

Rusya ile Türkiye vardır sahada.

Suriye’nin geleceğine üç ülke karar verecektir.

Türkiye, Rusya ve karar aşamasına gelindiğinde kendisine o masada mutlaka bir yer açtıracak olan Amerika.

Başka bir ülke yoktur.

Sadece üç ülke.

Türkiye kendi gücüyle o masaya oturmaya hak kazanmıştır.

Kimsenin toprağında gözü yoktur Türkiye’nin ama…

Ülkemizde gözü olanların da gözlerini çıkarmıştır.

Düşünün bir kaç yıl öncesini…

Ülkemiz topraklarında bir terör devleti kurdurmak üzere idiler.

Şimdi ne oldu?

Türkiye tüm oyunlarını bozdu onların.

Satrancı ustalıkla oynadı ve oynuyor Cumhurbaşkanımız.

 

İdlib’i Türkiye’nin Çanakkale’si olarak gören cumhurbaşkanımız ve komutanlarımız gerekeni yapmaktan geri durmuyorlar.

Sırada Halep var denilmek de şimdi Ankara’da.

Düşmanlarımızın, Türkiye’nin test edilemeyecek kadar büyük bir ülke olduğunu bir kez daha görmelerine rağmen, yeni bir teste tekrar cesaret edip etmeyecekleri önümüzdeki bir kaç gün içerisinde belli olacak.

Yaptıkları hain saldırı sonrasında ordumuzu dağılır sananlar, şehit haberleri sonrası ülkemizi karışır sananlar yanıldıklarını gördüler.



Henüz yorum yapılmamış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gizlilik Politikası koşullarını kabul ediyorum.